Futbol Hatayı affetmez
Bugün yenilen basit bir gol, sezon sonunda Avrupa hedefiyle kümede kalma mücadelesi arasındaki ince çizgiyi belirleyebiliyor.
Futbolun acımasız bir gerçeği vardır:
Hata yaparsanız bedelini ödersiniz.
Hele ki karşınızda Fenerbahçe gibi, bir anlık boşluğu bile gole çevirebilecek oyunculara sahip bir takım varsa…
Konyaspor, Kadıköy deplasmanında 4-2 kaybetti. Skor tabelası ağırdı. Ancak maçın tamamına baktığımızda, ortaya yalnızca “Fenerbahçe çok üstündü, Konyaspor hiçbir şey yapamadı” denilecek bir tablo çıkmadı.
Nitekim İlhan Palut da maç sonrasında takımından skordan bağımsız olarak iyi sinyaller aldığını söyledi. Önde baskının uygulandığı bölümlerde sonuç alındığını, ancak savunmada topun arkasına geçildiğinde gereken agresifliğin gösterilemediğini ve yenmemesi gereken goller yenildiğini açıkça ifade etti.
İşte meselenin özü tam da burada.
FUTBOL HATAYI AFFETMEZ!
Konyaspor’un Fenerbahçe karşısındaki en büyük problemi, rakibinden korkması değildi.
Kendi hatalarını cezalandıracak kadar güçlü bir rakiple oynamasıydı.
Savunmada bir anlık tereddüt…
Bir oyuncunun markajı bırakması…
Topun arkasında birkaç saniyelik kopukluk…
Ve sonuç?
Gol.
Futbol bazen 90 dakika boyunca size mücadele etme fırsatı verir ama hatanızı düzeltmek için ikinci bir şans vermez.
Konyaspor’un attığı iki gol, hücumda doğru işler yapabildiğini gösterdi.
Ama dört gol yemek, savunma organizasyonunda hâlâ ciddi soru işaretleri olduğunu da gösterdi.
İlhan Palut’un “savunmada daha agresif olmalıyız” tespiti bu nedenle son derece önemli.
HAKEM TARTIŞMASI MAĞLUBİYETİN ÜZERİNİ ÖRTMEMELİ
Maç sonrasında Konyaspor cephesi Fenerbahçe’nin ilk golündeki pozisyonun faul olduğunu savundu. Palut, Skriniar’ın topa bakmadan rakibini saf dışı bıraktığını ve pozisyonu faul olarak değerlendirdiğini söyledi. Penaltı pozisyonunda ise topun Adil Demirbağ’ın eline temasına ilişkin tekrarını izlemeden net bir yorum yapmadı.
Elbette hakem kararları tartışılabilir.
Tartışılmalıdır da.
Ama Konyaspor’un önündeki asıl mesele hakem kararlarından daha büyüktür.
Çünkü iyi bir takım, hakemin hatasını da rakibin baskısını da kendi savunma hatalarını da yönetebilmelidir.
Mağlubiyetin bütün sorumluluğunu hakeme yüklemek kolaydır.
Zor olan ise aynaya bakmaktır.
İlhan Palut’un açıklamalarında benim dikkatimi çeken nokta da tam olarak budur.
Bahane üretmek yerine eksikliği kabul etmek.
İKİ HAFTA, SIFIR PUAN…
Sezonun ilk iki haftasında Konyaspor puan alamadı.
Palut da üçüncü maçın mutlaka kazanılması gerektiğini söyledi.
Bu cümle artık bir uyarıdır.
Çünkü Süper Lig’de sezon, “daha çok erken” denilerek beklemiyor.
Puanlar haftalar geçtikçe değer kazanıyor.
Bugün alınmayan bir puan, yarın hesap makinesinin başında aranıyor.
Bugün yenilen basit bir gol, sezon sonunda Avrupa hedefiyle kümede kalma mücadelesi arasındaki ince çizgiyi belirleyebiliyor.
İşte futbolun acımasızlığı burada.
KONYASPOR'UN UMUDU VAR
Bütün bunlara rağmen Kadıköy’den yalnızca karamsarlık çıkarmak doğru olmaz.
Çünkü Konyaspor’un hücumda reaksiyon verebildiğini, önde baskıyla rakibini zorlayabildiğini ve Fenerbahçe deplasmanında iki gol bulabildiğini gördük.
Demek ki mesele yalnızca yetenek değil.
Mesele konsantrasyon.
Mesele mücadele.
Mesele savunmada yardımlaşma.
Mesele 90 dakikanın tamamında oyunun içinde kalabilmek.
Ve en önemlisi;
Hata yaptığında aynı hatayı tekrar etmemek.
Çünkü futbol hatayı affetmez.
Ama futbolun güzel tarafı da şudur:
Her maç yeni bir fırsattır.
Konyaspor şimdi Kadıköy’de kaybettiği üç puanın yasını tutmak yerine, o maçın hatalarından ders çıkarıp önündeki karşılaşmaya bakmalıdır.
İlhan Palut’un da söylediği gibi artık üçüncü maç kazanılmalıdır.
Çünkü bu ligde iyi futbol değerlidir ama tek başına yetmez.
Puan gerekir.
Ve puan almak için de önce basit hataları ortadan kaldırmak gerekir.
Kadıköy bize bir kez daha futbolun değişmez kuralını hatırlattı:
Futbol hata yapana acımaz.
Konyaspor’un yapması gereken ise çok basit:
Hataları görmek…
Eksikleri düzeltmek…
Mücadeleyi artırmak…
Ve sahaya çıktığında 90 dakika boyunca Konyaspor gibi oynamak.
Çünkü bu şehir mazeret değil,
mücadele görmek istiyor.
Maçtan bağımsız olarak; Konyaspor Basın sözcüsü olan arkadaşımızın aidiyet duygusunu sorgulamasını tavsiye ediyoruz. Hala kendisini tanıtırken ‘’Siyah Çoraplılar’’ ifadesini unutabilmiş değiliz. Konya kadim bir başkent ve Konyaspor bu kadim şehrin en değerli markalarından biridir. Bu ağırlığı taşıyamayacak ise ‘’Kadıköy’’ ün hayranı olarak hayatına devam etsin.
