GOLCÜSÜ OLAN KAZANIR !
Ligin başından beri söylediğimiz golcü ihtiyacı artık ertelenebilecek bir ayrıntı olarak görülmemeli.
Ligin başından beri aynı şeyi söylüyoruz: Konyaspor’un golcüye ihtiyacı var!
Haftalar geçiyor, maçlar oynanıyor, mücadele ortaya konuyor. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Konyaspor, verdiği emeği skora dönüştürmekte zorlanıyor. Diyarbakır’da oynanan karşılaşmanın 86. dakikasında yaşanan gol de bize bir kez daha futbolun en temel gerçeğini hatırlattı: Gol atamıyorsanız, ne kadar mücadele ederseniz edin kazanmanız zorlaşır.
Futbol yalnızca koşmak, rakibe basmak, alan kapatmak ve mücadele etmek değildir. Futbolun nihai amacı gol atmaktır. Savunmada gösterdiğiniz direnç, orta sahada verdiğiniz mücadele ve hücumda ürettiğiniz pozisyonlar, tabelaya yansımadığı sürece istediğiniz sonucu getirmeniz kolay değildir.
Konyaspor’un temel meselesi de tam olarak budur.
86. dakika, değişmeyen gerçek!
Bir karşılaşmanın son bölümlerine girildiğinde dikkat, konsantrasyon ve fiziksel direnç kadar hücumdaki kalite de önem kazanır. Diyarbakır’da 86. dakikada yaşananlar, maçın sonuna kadar ayakta kalmanın ve golü bulacak oyuncuya sahip olmanın önemini yeniden ortaya koydu.
Ligin başından beri golcü eksikliğine dikkat çekiyoruz. Bu bir günlük değerlendirme değil, haftalardır tekrarlanan bir tespit.
Konyaspor’un mücadelesini küçümsemiyoruz. Aksine, sahada verilen emeğin karşılığını alamamasını sorguluyoruz. Çünkü taraftarın beklentisi yalnızca iyi mücadele eden bir takım izlemek değil, kazanan bir Konyaspor görmektir.
Gerçek bir santrfor, bazen bütün maç boyunca görünmez; fakat tek bir pozisyonda doğru yerde bulunur ve sonucu değiştirir. Savunmanın arasına doğru koşuyu yapar, önüne düşen topu ağlarla buluşturur ve takımına üç puanı kazandırır.
İşte golcülük budur!
Konyaspor’un ihtiyacı, yalnızca hücum hattında görev yapan bir oyuncu değil; pozisyonu gole çevirebilen, ceza sahasında doğru yerde bulunan ve takımın hücum yükünü sonuçlandırabilen gerçek bir golcüdür.
Masuaku ve Baniya: Savunmanın sorumluluğu
Konyaspor’un savunmasını değerlendirirken Arthur Masuaku ve Rayyan Baniya’nın performansını ayrı tutmak gerekiyor.
Masuaku, sol bekte yalnızca savunma görevini yerine getiren bir oyuncu olarak düşünülmemeli. Tecrübesi, topu oyuna sokması ve hücuma verebileceği katkı, takımın oyun planı açısından önemli. Ancak bek oyuncularının hücuma katılması kadar, bu çıkışların doğru zamanda ve doğru oyuncularla desteklenmesi de gerekiyor.
Baniya cephesinde ise savunma güvenliği, pozisyon alma ve kritik anlarda doğru müdahale öne çıkıyor. Savunmacılardan beklenen, rakibe kolay fırsat vermemek ve takımın maçın içinde kalmasını sağlamaktır.
Fakat futbolun bir başka gerçeği var: Savunmanın yaptığı işin değer kazanması için hücumun da sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Savunma direniyor, takım mücadele ediyor; ancak gol gelmiyorsa bütün yükü savunmanın omuzlarına bırakmak doğru değildir.
Konyaspor’da sorun, tek bir futbolcunun performansına indirgenemeyecek kadar belirgin bir hücum problemidir.
Sol kanatta Dompé, sağ bekte Andzouana
Jean-Luc Dompé’nin sol kanattaki varlığı, Konyaspor’un hücum çeşitliliği açısından önemli. Kanatta adam eksiltmek, rakip savunmanın dengesini bozmak ve ceza sahasına tehlikeli toplar göndermek, hücumda fark yaratabilecek özelliklerdir.
Ancak kanat oyuncusunun ortaya koyduğu emeğin karşılık bulması için ceza sahasında bu topları değerlendirecek bir oyuncunun bulunması gerekir. Dompé rakibini geçse, çizgiye inse ve tehlikeli bir orta yapsa bile o topu sonuçlandıracak oyuncu doğru yerde değilse hücumun devamı gelmez.
Bu nedenle kanat performansını yalnızca yapılan ortalarla değil, o ortaların nasıl değerlendirildiğiyle birlikte okumak zorundayız.
Sağ bekte Yannick Andzouana’nın performansı da aynı bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Savunma görevini yerine getirmek, sağ kanattaki alanı kullanmak ve hücuma destek vermek önemlidir. Fakat takımın sağdan ve soldan geliştirdiği atakların skora dönüşmesi, hücum organizasyonunun tamamlanmasına bağlıdır.
Konyaspor’un kanatları çalışsa bile ceza sahasında bitirici bir güç yoksa, üretilen fırsatlar sonuçsuz kalabilir.
Sorunun özü burada yatıyor.
İlhan Palut ne yapmalı?
İlhan Palut’un önündeki en önemli mesele, takımın mücadele gücünü korurken hücumdaki üretkenliğini artırmak olmalı.
Konyaspor’un yalnızca savunma güvenliğini önceleyen bir oyunla sezon boyunca istediği sonuçları alması kolay değil. Hücumda daha etkili olmak, ceza sahasına daha fazla oyuncuyla girmek ve pozisyonları doğru değerlendirmek gerekiyor.
Ancak taktik değişikliklerin de sınırları var. Bir teknik direktör elindeki oyunculardan farklı çözümler üretebilir; fakat takımın sürekli ihtiyaç duyduğu gol katkısını sağlayacak nitelikte bir santrfor yoksa bu eksikliği bütünüyle taktikle kapatmak mümkün değildir.
Dolayısıyla mesele yalnızca teknik heyetin tercihi değil, kadro planlamasının da meselesidir.
Ligin başından beri söylediğimiz golcü ihtiyacı artık ertelenebilecek bir ayrıntı olarak görülmemeli. Çünkü kaybedilen her puan, sezon sonunda çok daha büyük bir bedel olarak karşımıza çıkabilir.
Son söz: Mücadele yetmez, gol gerekir!
Diyarbakır’da 86. dakikada yaşanan gol, Konyaspor adına yalnızca bir maçın kırılma anı değil; haftalardır konuştuğumuz sorunun yeniden hatırlanmasıdır.
Masuaku savunmada ve hücum çıkışlarında görevini yapmaya çalışacak, Baniya savunma güvenliğini sağlayacak, Dompé sol kanatta fırsat arayacak, Andzouana sağ bekte takımına katkı verecek. Orta saha mücadele edecek, teknik heyet çözüm üretecek.
Peki bütün bu emeği kim gole çevirecek?
Konyaspor yönetiminin, teknik heyetin ve kadro planlamasından sorumlu isimlerin bu soruya açık bir cevap vermesi gerekiyor.
Taraftarın sabrı var, takımın mücadelesi var, sahada verilen emek var. Fakat bunların karşılığını alabilmek için golü bulmak gerekiyor.
Futbolda bazen bir gol bütün sezonun kaderini değiştirir. Gerçek bir golcü, yalnızca fileleri havalandırmaz; takımın emeğini puana, puanı umuda dönüştürür.
Biz ligin başından beri söylüyoruz: Konyaspor’un golcüye ihtiyacı var. Diyarbakır’da 86. dakikada bir kez daha gördük ki mesele sadece mücadele etmek değil, mücadeleyi kazanmaya dönüştürmektir.
Çünkü futbolun gerçeği değişmez:
Golcüsü olan kazanır!
