YEŞİL BEYAZ BİR GENÇLİK VE AİDİYET
Kendi şehrimizin takımına sahip çıkmak; sadece futbola değil, aynı zamanda şehrin kültürüne, esnafına ve birlik ruhuna da sahip çıkmaktır.
Şehrin Rengi, Senin Rengin: Konyaspor Aidiyeti Nereye Kayboldu?
Futbol, modern zamanların en büyük tutku alanlarından biri. Ancak Anadolu’nun birçok şehrinde olduğu gibi maalesef Konya’mızda da bu tutku, büyük oranda İstanbul takımlarına kaymış durumda. Peki, bu sevdanın neden yeşil-beyaz bir sevdaya dönüşmesini başaramıyoruz?
Konyaspor camiası ve yöneticileri olarak bu konuyu gerçek anlamda araştırmalı, aidiyet duygusunu yeniden oluşturmak adına yoğun çalışmalar yapmalıyız. Çünkü bugün, doğup büyüdüğü, suyunu içtiği şehrin takımı küme düşme hattındayken; binlerce kilometre ötedeki İstanbul takımlarının şampiyonluğunu konvoylarla kutlayan bir kitleye şahit oluyoruz. Bu durum sadece bir taraftarlık tercihi değil, aynı zamanda ciddi bir aidiyet sorunudur.
“Kendi Şehrim, Kendi Takımım” Demek Neden Bu Kadar Zor?
Tüm Anadolu’da olduğu gibi Konya’mızda da başarıya endeksli bir taraftar değil, daha çok bir seyirci kitlesi oluşuyor. Oysa şehir takımı aidiyeti; sadece hafta sonu maça gitmek değildir. Takımın başarısıyla gururlanmak, başarısızlığında ise hemen sırt çevirmek yerine, “Bu takımı nasıl yeniden ayağa kaldırabiliriz?” diye dertlenmektir.
Bugün ise başarıya ortak olma arzusu, yerel değerlerin önüne geçmiş durumda. Gençlerimiz ve çocuklarımız, formalarının göğsünde kendi şehirlerinin armasını taşımak yerine İstanbul takımlarının amblemlerini tercih ediyor. Bu durum da maalesef şehrin kültürel ve sportif kimliğinin zayıflamasına neden oluyor.
Başarıya da başarısızlığa da ortak olan, aidiyet duygusu yüksek bir Konyaspor taraftar kitlesi oluşturmanın yollarını aramalıyız. Çünkü gerçek aidiyet; takım küme düşse bile o formayı gururla taşıyıp, “Yine ayağa kalkacağız” diyebilmektir.
Örnekler ortada… Bursa, Eskişehir, Trabzon gibi şehirler, hatta Avrupa’daki birçok kasaba takımı bile şehirleriyle bütünleşerek güçlü bir taraftar kültürü oluşturdu. Şehrin insanı takımını kendi evladı gibi sahiplenmedikçe, o takım sadece bir spor kulübü olarak kalır; şehrin ruhu olamaz.
Sahip Çıkılmayan Şehir Kültürü
Kendi şehrimizin takımına sahip çıkmak; sadece futbola değil, aynı zamanda şehrin kültürüne, esnafına ve birlik ruhuna da sahip çıkmaktır. İstanbul takımlarına duyulan sevda bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak kendi takımımızı sadece başarıda sahiplenip, başarısızlıkta sırt çevirmek ve acımasızca eleştirmek Konya adına düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Takımımızda oynayan Konyalı gençlere, altyapıdan yetişen aidiyet duygusu yüksek çocuklarımıza A takımda daha fazla şans vermeliyiz. Çünkü gelecek nesiller ancak böyle örnekler görerek Konyaspor sevgisiyle büyüyebilir. Aynı zamanda güçlü bir Konyaspor lobisinin temelleri de bu şekilde atılabilir.
Uzun vadeli düşünmeli, altyapılara daha fazla yatırım yapmalı ve aidiyet duygusu yüksek oyuncular yetiştirerek Konyaspor’umuza hem maddi hem manevi değerler kazandırmalıyız.
O stadı dolduracak olanlar başkaları değil, bu şehrin insanları ve bu şehrin yetiştireceği genç nesildir. Şehir takımı, şehrin aynasıdır. Aynaya bakmaktan korkmayalım.
Şehrimizin markası olan Konyaspor’umuza iyi günde de kötü günde de sahip çıkalım.
Doğduğumuz, büyüdüğümüz ve yaşadığımız toprakların takımı Konyaspor’umuzla omuz omuza, birlik içinde; gururla, onurla mücadele etmeye ve destek olmaya devam edelim.
